Son zamanlarda, dişhekimlerinin özellikle hastanelerde bölüm kiralama veya bölümün işletmesini almak gibi çalışma biçimlerinin yaygınlaştığı bilgilerine ulaşılmaktadır. Bu durumun hukuki yönüne ilişkin aşağıdaki bilgilerin paylaşılmasında yarar görülmüştür.
23.04.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6645 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa bir ek madde (Ek Madde 10) eklenmiştir.
Eklenen madde ile esasen hukuka aykırı olması sebebiyle bu tür çalışmalarla ortaya çıkan hizmet bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmemesinin önüne geçmek hedeflenmiştir. Bir başka anlatımla, çalışma biçimi uyarınca hizmet akdiyle çalışan kişi (işçi) konumunda olan hekimlerle özel sağlık kuruluşları arasında salık kuruluşunun belli bölümlerinin işletilmesine ilişkin kira veya hizmet alım sözleşmeleri yapıldığı anlaşılmakla, hukuka aykırı bu uygulama karşısında SGK’nın bir yandan idari para cezası vermesi diğer yandan da bu kişilerce üretilen sağlık hizmetine ilişkin ödeme yapmaması söz konusu olmuştur. Söz konusu çalışma biçiminin yasallaştırılması için anılan torba yasa kuralı çıkartılmıştır.
Madde incelendiğinde şu unsurlar saptanmaktadır:
- Ek madde 10’un kapsamı sadece hekimlerle sınırlıdır. Hekimlerin de tamamı değil, SGK ile anlaşmalı sağlık kuruluşlarında çalışanların tamamı değil, SGK’ya bildirilen hekimlerden Kurumca belirlenen yüzdelik oran içerisinde kalan ve sözleşme kapsamı branşlarda fiilen hizmet sunan sağlık hizmet sunucusu bünyesindeki hekimler maddenin kapsamındadır.
- Maddede belirtilen istihdam biçimi çalışan lehine değildir. Esasen çalışan niteliğinde olmasına karşın, görüntüde yaratılan ilişki sebebiyle söz konusu hekimlerin iş mevzuatından doğan çalışan haklarından yararlandırılmaması amaçlanmaktadır.
- Dişhekimleri madde kapsamında değildir. Dolayısıyla, dişhekimlerinin SGK ile anlaşmalı herhangi bir sağlık kuruluşunun ağız ve diş sağlığı bölümündeki çalışması ancak özel sağlık kuruluşu ile istihdam ilişkisi kurularak olabilir. Özel sağlık kuruluşunun ağız ve diş sağlığı kliniğini kiralamak veya söz konusu klinikte alt işveren/taşeron/sözleşmeli olarak hizmet sunmak suretiyle SGK’ya hizmet satmak mümkün olmadığı gibi taraflar arasında esasen işçi işveren ilişkisinin varlığını da ortadan kaldırmamaktadır.
- Asıl ilişkiyi perdeleyen, işçi işveren ilişkisini kiralayan kiracı veya hizmet satın alan hizmet satan gibi gösteren sözleşmeler sosyal güvenlik hukuku bakımından geçerli değildir. SGK işin yapılma biçimine bakarak değerlendirme yapar. Bu değerlendirmede taraflar arasındaki ilişki işçi işveren ilişkisi ise bundan farklı tanımlamalara bakılmaksızın ücret, bordro, sosyal güvenlik primi gibi unsurlar aranır; bulunmadığında işverene idari para cezası kesilebilir.
Bu durumda, özellikle özel hastanelerde yaygınlaşmaya başlayan dişhekiminin bölüm kiralaması veya bölümün işletmesini alması gibi çalışma biçimlerinin hukuka aykırı olduğu açıktır.
Meslektaşlarımızın dikkatine sunulur.
Türk Dişhekimleri Birliği











ÇAĞDAŞ DİŞ HEKİMLİĞİNDE TEDAVİ PLANLAMASI TAMAMEN DEĞİŞMİŞTİR Daha önce hastanın varsa çürüğü, daha sonra diş eti hastalıkları ve çiğneme fonksiyonu belirli bir sıra ile tedavi edilirken, günümüzde sadece dişler değil tüm yüz bir bütün olarak ele alınmaktadır. Hastanın yüz oranları, dudak yapısı, kalınlığı, yüzündeki çizgiler, diş etinin yapısı, profil görüntüsü bir bütün olarak değerlendirilir. Örneğin diş etlerinin gülerken çok görünmesinden şikayet eden bir hastanın sadece diş eti hastalığı değil, aynı zamanda lazer ile dişetleri ağrısız, kansız bir şekilde düzeltilerek görüntüsü değiştirilebilir ve özgürce gülmesi sağlanabilir. Veya ön dişlerinin arasındaki ayrıklıktan şikayetçi olan bir kişinin diş çürüğü tedavi edilirken bu boşluklar sadece estetik dolgu materyalleri ile kapatılarak tüm yüz görüntüsü değiştirilebilir. Ön dişlerdeki uzunluk, kısalıklık, küçük çapraşıklıklar ya da kırıklar sadece dolgu materyalleri ile çok kısa sürede, ağrısız bir şekilde düzeltilebilmektedir. Gülme bir bütündür; diş arkı dışında yer alan bir dişin konumunun çok kısa sürede tamamlanabilen erişkin ortodontisi veya basit protetik dokunuşlarla düzeltilmesi kişinin genel görüntüsünü çok çekici bir hale getirebilmektedir. DAHA DOĞAL, DAHA ESTETİK, ÇOK KISA SÜREDE TEDAVİ Estetik, sözlük anlamı olarak doğa ve sanatta güzelliğin bilimi olarak tanımlanmaktadır. Estetik ve doğallık ayrılmaz bir bütünün parçaları olup, doğal olmayan estetik değildir. ESTETİK DOLGULAR Dişlerdeki çürük ve doku kayıplarının tedavisinde günümüzde koyu renkli amalgam dolguların yerine doğal diş rengindeki dolgu maddelerinin (kompozit) kullanılması bile estetik beklentimizle ilgilidir. Diş rengindeki kompozit dolgular dişlere yapıştırıcı sistemler ile uygulandıktandan sonra ışık enerjisi ile polimerize edilerek sertleşirler. Çok kısa sürede uygulanan ve olağanüstü estetik olan kompozit dolgular uygulanırken; dişlerdeki doku kaybının genişliği ve kavitenin diş eti seviyesiyle olan ilişkisi klinik başarıyı etkileyebilmektedir. Geniş doku kayıplı dişlere uygulanan büyük kompozit dolgularda, kompozit sertleşme reaksiyonu esnasında büzülerek yer yer diş yüzeyinden ayrılabilmektedir. Gözle görülemeyecek düzeydeki bu mikro boşluklardan giren mikroorganizmalar zamanla dişlerde hassasiyet hatta kanal tedavisi gerektirecek pulpa iltahaplarına yol açabilir. 


